Siz değerli misafirlerimiz ile belirlenen saat ve duraklarda buluştuktan sonra İstanbul, Bilecik ve Afyon üzerinden Isparta'ya varıyoruz.
Isparta’nın Lavanta üretimi ile meşhur Keçiborlu ilçesinin Kuyucak (Lavanta) Köyüne gidiyoruz. Lavantalar, haziran sonu morarmaya başlıyor ve temmuz ayı çiçekleri patlayınca mosmor oluyor. Temmuz ortasına kadar, hasat başlıyor ve lavantalar toplanıp yağları çıkartılıyor. Kurusundan elde edilen yağın parfümeri sektöründe kullanılmasının yanı sıra gıda ve temizlik sektörleri için de önemli bir ham madde oluşturuyor. Bu köyde, doğa ile baş başa, mis gibi kokusuyla sizi büyüleyen lavanta tarlalarını görme, tarlalara girerek lavanta toplama ve bol bol fotoğraf çekme şansına sahip olacağız. Burada oluşturulan reyonlarda köylülerin kendi ürettiği lavanta ürünleri ve diğer köy ürünlerinden alışverişler yapabilirsiniz. Köy içerisindeki kerpiç evleri, kaldırım kenarlarındaki lavanta öbekleri ile bizleri etkiliyor. Kuyucak köyü halkı genellikle lavanta üretiminden geçimini sağlıyor. Lavanta dışında bir diğer gelir kaynağı da hatmi çiçeği, papatya ve kekik gibi yörede doğal şekilde yetişen otları ve çiçekleri toplayıp kurutuyor ve satıyorlar. Buradaki serbest zamanın ardından Isparta’ya hareket ediyoruz. Öğle yemeği için serbest zaman veriyoruz. Yemek molamızdan sonra Prof. Dr. Turan Yazgan Etnografya Halı ve Kilim Müzesini geziyoruz. Isparta’ya gülü getiren Gülcü İsmail Efendi Heykelini, Süleyman Demirel Heykelini ve Isparta’nın sembolü Gül Heykelini görerek turumuzu gerçekleştiriyoruz. Isparta merkezde serbest zaman veriyor ve meşhur, gül suyu, gül lokumu, gül sabunu alışverişlerimizi yapıyoruz. Turumuzun devamında, Burdur Gölünün manzarası eşliğinde, Hacılar Köyünden ilerleyerek, sonrasında, Yarışlı Gölünü de görerek, Türkiye’nin en derin ve berrak göllerinden biri olan Salda Gölüne varıyoruz. Uzayıp giden beyaz ve temiz kumsalı ile mavinin tüm tonlarını, doğal güzelliklerini cömertçe sunması nedeniyle Salda Gölüne Türkiye’nin Maldivler’i unvanı verilmiştir. Şehir gürültüsünden uzak, sessiz ve sakin, huzur verici bu ortamın, tertemiz havasını soluyarak, fotoğraf molası veriyoruz. Serbest zaman sonrası Pamukkale ye doğru yola çıkıyoruz. Akşam yemeği ve konaklama otelimizde.
Sabah otelde alınan kahvaltı sonrasında, otelimizden ayrılıyoruz. Pamukkale'yi gezmeye başlıyoruz. Dünyada benzeri sadece İtalya’da Travertino isimli kasabasında görülebilen, bembeyaz dokusuyla sizleri kendine hayran bırakacak Pamukkale’ye ulaşıyoruz. Burada yürüyüşe izin verilen terasda gezerken Denizli ovasına hakim travertenlerde çekeceğiniz fotoğraflar, güzel bir gezinin anıları olacak. Sonrasında antik çağda kutsal havuz olarak bilinen ve suyunun birçok hastalığa iyi geldiği düşünülen sütunlu havuzu geziyoruz. Buradan sonra kısa bir yürüyüşle ulaşacağımız Apollon Tapınağı ve onun yanında yer alan, antik çağda Cehennemin giriş kapısı olarak bilinen Plutonium yani Cin Deliğini görerek anlatımlarımızı yapıyoruz. Daha sonrasında Anadolu'nun en iyi koruna gelmiş tiyatrolarından olan Hierapolis Tiyatrosunu ziyaret ediyoruz. Bu keyifli gezimizin ardından ev tekstili denilince sadece ülkemizde değil tüm dünyada akla gelen Denizli tekstil ürünlerini görmek ve alışveriş yapmak için tekstil fabrikasına gidiyoruz ve geziyoruz. Yöreye özgü ürünleri satın alabileceğiniz tekstil fabrikası çarşısındaki serbest zamanımızın ardından Tekirdağ’ a doğru dönüşe geçiyoruz. Tekirdağ’ a varışımız ile birlikte siz değerli misafirlerimizi aldığımız noktalara bırakarak bir sonraki SÜLEYMANPAŞA TRAVEL organizasyonunda buluşmak üzere vedalaşıyoruz.
46 Kişilik araç ile ulaşım
1 Gece 2 Gün Yarım Pansiyon Konaklama
Profesyonel Rehberlik Hizmetleri
Çevre Gezileri
Tüm Kişisel Harcamalar
Öğle ve akşam yemekleri
Yemeklerde alınan içecekler
Müze ve ören yeri girişleri
Müze kart
| Tarih | Müsaitlik | İki Kişilik Odada Kişi Başı | Tek Kişi | Ek Yatak | 1. Çocuk |
| 10.07.2026 | Müsait | 6.000,00 TL | 8.000,00 TL | 6.000,00 TL | 0 - 3 Yaş Ücretsiz 4 - 12 Yaş 3.000,00 TL |